Mutluluk

Sabah uyandığınızda, işe ilk başladığınızda ya da yolda yürürken fark etmez. İnsanların suratına bakın. Tabii güne güzel başlamak gibi bir derdiniz yoksa. Herkesin demeyeceğim ama büyük çoğunluğun suratının asık, çok büyük bir derdi varmış gibi göründüğünü fark edeceksiniz.

Hatta diğerlerinden önce aynaya da bakmayı ihmal etmeyin. Belki de o büyük çoğunluğu oluşturanlardan biri de sizsiniz. O suratından bin parça düşen, karadenizde gemileri batanlardan biri de siz.

Bu bir toplum psikolojisi midir yoksa sürüye aykırı gitmek istemeyen koyun boyun eğişi mi bilmiyorum. Tek bildiğim, çoğunluğun güne mutsuz başladığı ve bu mutsuzların yüzdeye vursan yadsınamayacak bir kısmının da günü mutsuz bitirdiği. Hepimizin müdürü çok kıl, hepimizin iş hayatında hep birileri yalakalıkla bir yere geliyor, öğretmenimiz bize taktı ya da ne bileyim sevgilimiz bizi tam olarak anlamıyor, o yüzden mutsuz oluyoruz sanıyorsak, burada adı koyulmamış ve farkına varılamamış bir hata olduğunu anlamak için âlim olmaya gerek yok. Peki bu hata ya da hatalar nelerdir? Bunları ele almadan bu mutsuzluktan kurtulmamız mümkün değil sanırım.

Albert Einstein’ın çok sevdiğim bir cümlesi var:

Siz bir balığın yeteneğini ağaca çıkmasıyla ölçerseniz, balık tüm ömrünü aptal olduğuna inanarak yaşayacaktır.

Şimdi kendimizi bir balık olarak ele alalım. Yapabileceğimiz şeyler, su altında durabilmek, yüzmek olsun. Şu an yaptığımız şey yüzmek ya da su altında durmak dışında bir şeyse, bizim kendimizi, ya da başka birinin bizi aptal olarak görmesi, kısaca mutsuz olmak kaçınılmaz. Peki bu ne anlama geliyor?

Eğer mutsuz olduğunuz bir işte çalışıyorsanız istifa edin!

Hayatınızda ailenizden çok zaman geçirdiğiniz bir yer varsa orası işyerinizdir. Orada mutsuz olmanız demek, mutsuzluğu alışkanlık haline getirmenize eşdeğer.

Yeteneklerinizi ortaya çıkarın!

İbrahim Tatlıses, şu an elleri nasır tutmuş şekilde bir inşaatta harç karıyor olabilirdi. Ama bunu yapmıyor. Neden olduğunu hiç düşündünüz mü?

Cesur olun!

Futboldan hoşlanıyorsanız, futbol oynayın. Belki bu Arda Turan kadar iyi olmadığınız anlamına gelebilir, ama bir gün ondan daha iyi olmayacağınız anlamına gelmez! Korkmayın!

Vazgeçmeyin!

Deneyin, yenilin. Yine deneyin, yine yenilin. Ama daha iyi yenilin.

Gerçekten sevmediğiniz her şeyi hayatınızdan çıkarın!

Sevgiliniz dahil. Şaka yapmıyorum. Mutlu olmak için bu şart. Ve eğer mümkünse, istemediğiniz hiçbir şeyi yapmayın. Arkadaşınızla buluşmak olsa bile. Tabi suratı asık bir şekilde koca bir günü arkadaşınızın yanında geçirmek istemiyorsanız.

Ya da hepsini boş verip göz yumun ve yaşamanız isteneni yaşayın, kendi istediğinizi yaşamak yerine. Sanki bu hayatı bir daha yaşama şansınız varmış gibi.

maranda içgiyim diyor ki:
29.10.2014 14:03:04
gerçekten, bilgili ve okumaya değer bir bilgi. teşekkürler.

Yorum Gönder

Ad Soyad:
E-Posta:
URL:
Yorum:
© Copyright 2011 Cenk EBRET