Şu şaman atasözünü duymayan yoktur sanıyorum:
Ders sen öğrenene kadar devam eder.
Bu tarz söylemleri genelde aforizma olarak görür ve üzerine pek kafa yormayız. Ama hepimizin hayatında “Bu neden hep başıma geliyor?”, “Ne kadar bahtsızım!” veya “Hep beni bulur böyle şeyler!” gibi cümleler önemli yer kaplar.
Bu yazımda, geçen hafta söz verdiğim gibi, döngülerden, bu döngüleri kontrol altına almazsak kaderimiz haline nasıl dönüşebileceğinden ve bu döngüleri nasıl dönüştürebileceğimizden bahsetmeye çalışacağım.
⸻
Döngüler: Hayatımızın Görünmez Yapı Taşları
Bazen hayatımıza dışarıdan bakmayı başarabilirsek, tekrar tekrar vazgeçmeksizin yaptığımız şeylerin aslında hayatımıza yön verdiğini fark edebiliriz.
Hepimiz işlerimizde deneme-yanılma ile öğreniriz. Önce hatalar yapar, sonra bu hataları tekrarlamamak için bir sistem oluştururuz. Bu sürecin farkında olmayabiliriz ama çizilen resme sonradan baktığımızda döngüleri görmek zor değildir.
Bunu evrende de gözlemleyebiliriz:
🔄 Gezegenler döner.
🔄 Mevsimler döner.
🔄 Tarih tekerrür eder.
Ve biz de bazen istemli, bazen istemsiz şekilde döngüler kurar ve onların içinde döneriz.
Bilimsel olarak da felsefi olarak da baksak, bu böyledir.
Örneğin Büyük Patlama ve Büyük Çöküş Hipotezi:
• Bazı kozmolojik modeller, evrenin genişledikten sonra bir noktada tekrar büzüşerek çökeceğini ve ardından yeni bir Büyük Patlama ile yeniden doğacağını öne sürer.
Felsefi olarak, Nietzsche’nin Ebedi Dönüş Fikri:
• Yaşadığımız her anın sonsuz kere tekrar ettiğini düşünsek, seçimlerimizi daha bilinçli yapmaz mıydık?
Doğu felsefesinde, Hindu ve Budist öğretilerde Samsara:
• Doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsü olarak bilinir ve varoluşun sürekli devam ettiğini öne sürer.
İnsan zihni açısından da tarih tekerrür eder, toplumlar yükselir ve düşer.
Ve bireysel olarak bizim hayatımızda da işler iyi gider, sonra kötü gider ve sonra tekrar döngü devam eder.
⸻
Olumsuz Döngülerin Psikolojik Temelleri
🔹 Beyin, tekrar eden düşünce kalıplarını güçlendirir. Eğer hep “Ben başarısız olacağım” diye düşünürsek, sinir ağlarımız bu inanca göre şekillenir. Ama bilinçli şekilde bu düşünceyi değiştirirsek, beyin yeni sinir yolları oluşturarak zamanla bu döngüyü kırabilir. (Sinirbilimde buna neuroplasticity denir.)
🔹 Öğrenilmiş Çaresizlik (Seligman):
• Sürekli olumsuz deneyimler yaşayan bir insan, bir süre sonra çabalamaktan vazgeçebilir. Ama farkına varan biri, çabalamaya devam ederse bu döngüyü kırabilir.
🔹 Epigenetik:
• Düşünce yapımız ve çevremiz, genetik ifadelerimizi bile değiştirebilir. Yani travmatik deneyimlerimizin bize kodladığı döngüleri, çevremizi ve zihniyetimizi değiştirerek dönüştürebiliriz.
🔹 Kendini Gerçekleştiren Kehanet:
• “Zaten başarısız olacağım” diye düşünen biri, bilinçsizce bu sonuca ulaşacak şekilde davranır.
Joseph Murphy’nin Bilinçaltının Gücü kitabından bir alıntı:
İç dünyanız değiştiğinde, dış dünyanız da değişecektir.
Bilinçaltı, olayları yaratmaz ama zihnimizin nasıl tepki verdiğini belirler. Eğer sürekli kötüye odaklanırsak, sadece kötü tarafı görmeye başlarız.
⸻
Gerçek Hayattan Bir Örnek
Çocukluğumu, ekonomik gücü çok da fazla olmayan bir aile içinde geçirirken, farkında olmadan aşağılık kompleksi geliştirdiğimi şöyle fark etmiştim:
Eşim Aşk-ı Memnu videoları izlerken, ne zaman hizmetçi takımı çıksa “Üff, gene bunlar çıktı!” deyip o sahneleri hızlıca geçtiğini düşünerek:
• Her seferinde istemsiz şekilde sinirleniyordum.
• Bu siniri kontrol altına alamıyor ve kavgaya dönüşecek sözler sarf ediyordum.
• Bir gün, eşimin de yardımı ve doğru iletişimle bu döngüyü kırabileceğimi fark ettim.
Aslında olay pek de öyle değilmiş:
Hanımıma sordum: “Ya sen niye böyle yapıyorsun? Hizmetçiler insan değil mi? Onları aşağılık mı buluyorsun?”
Kendisi bana bunun böyle olmadığını, sadece hikayeye katkı sunmayan boş dedikodular yaptıklarını ve o sahneleri hoş bulmadığını güzelce açıkladı.
Bu noktada yeni bir farkındalık kazandım:
Ben eşimi de çok iyi tanımama rağmen neden böyle algılıyordum?
Biraz derine indiğimde, aslında çocuklukta yaşadığım bazı olayların zihnimde bir döngü yarattığını fark ettim.
Bu farkındalık sayesinde artık bu tür mevzular bende önyargı oluşturmuyor, sinirlendirmiyor, aksine bana güç veriyor.
Biri gerçekten “Fakirler aşağılıktır.” gibi bir şey söylerse elbette tepki veririm. Ancak artık, kontrolsüz bir sinirlenme döngüsü yaşamıyorum.
⸻
Döngüleri Kırmak İçin Neler Yapabiliriz?
1️⃣ Farkındalık: Negatif döngülerin farkına varmak.
2️⃣ Düşünceyi Yeniden Çerçeveleme: “Bu hep benim başıma geliyor” yerine “Bundan ne öğrenebilirim?” demek.
3️⃣ Davranış Değişimi: Düşünceyi değiştirmek yetmez, alışkanlıkları da değiştirmek gerekir.
Bilinçaltını yeniden programlamak mümkündür. Bunun için:
• Olumlamalar ve görselleştirme kullanılabilir.
• Yeni alışkanlıklar geliştirmek önemlidir.
• Kendi döngülerimizi fark etmek ve bilinçli tercihler yapmak gerekir.
⸻
Sonuç:
🔹 Kendi döngülerimizi fark etmezsek, onları kader sanırız.
🔹 Olumsuz düşünceler döngüsüne girersek, hayatımız hep aynı şekilde tekrar eder.
🔹 Düşüncelerimizi ve tepkilerimizi değiştirirsek, hayatımızı da değiştirebiliriz.
💬 “Kendi döngülerimizi fark ettiğimizde, artık geçmişin mahkûmu değil, geleceğin mimarı oluruz. Yaşadıklarımızı biz seçmeyebiliriz ama onlara nasıl tepki vereceğimizi seçebiliriz. Ve işte bu seçim, gerçek kaderimizi belirler.”
🚀 Bir sonraki yazımda “Duygusal Zeka ve Zihinsel Dayanıklılık” konularına değineceğim. O zamana kadar sevgiyle kalın.