Bilinç, Bilinçaltı, Daha Altı?

Bugünün sorusu:

İnsanın mutluluğu bilinç ile sağlanabilir mi?

Yani, düşünerek, doğru adımlar atarak sadece bilincimizle mutlu olmayı sağlayabilir miyiz?

Sonuçta hepimiz nihai olarak mutlu olmak, hadi onu geçtim, mutsuz olmamak isteriz.

Bu yazıdaki yasal uyarımı ve yazma nedenimi kısaca şöyle açıklayayım:

Geçen yazımda söz verdiğim üzere, kendi anlayışım çerçevesinde bilinç ve bilinçaltının mutluluğa etkisini kaleme almaya çalışacağım.

Bu noktada bazı benzetmelerimi ya da önkabullerimi doğru bulmayan ya da farklı bir fikri olanlarınız olursa, lütfen yorumlarda belirtin ya da iletişim formu aracılığıyla fikrinizi benimle paylaşın.

Bu şekilde daha paylaşımlı ve ilerlemeci bir yaklaşım sergileme şansımız olur.


Bilinçaltımız mı Bizi Yönetiyor?

Carl Gustav Jung’un çok sevdiğim bir cümlesi var:

"Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona 'kader' diyeceksiniz."

Buraya kadar gayet güzel.

Belli ki bilinçaltımızda neler döndüğünü anlamamız, onları kontrolümüz dışında bizi yöneten sistemler olmaktan çıkarıp, kontrolümüzde ve mutluluğumuza yeni kapılar açan mekanizmalara dönüştürmemiz gerekiyor.

Şimdi biraz da bunu nasıl yapabileceğimiz hakkında akıl yürütelim.

Bu akıl yürütmeyi yapabilmek için farklı bir yöntem deneyeceğim. Biraz dolambaçlı gelebilir ancak bütün konuların birbiriyle bağlantılı olduğunun farkında olalım.

Başlıyorum.


İlk Önceliğimiz Mutluluk mu?

Öncelikle kafamızı şöyle çevirmekte fayda görüyorum:

Mutluluktan daha önce hepimizin ihtiyacı olan şey nedir?

Çok düşünmenize olanak vermeden direkt konuya gireyim: Hayatta kalmak!

Bu konuda da tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden devam edebiliriz.


Evrenin ve İnsan Yaşamının Döngüselliği

Bu yazının ana öğesi bu piramidi baştan aşağı incelemek ve üzerine yorum yapmak değil. O yüzden ihtiyacım olduğu kadarına değineceğim, diğer kısımlara pek girmeyeceğim.

Piramidin en temelinde fizyolojik ihtiyaçlar (yeme, içme, uyuma, barınma, ısınma vb.) var.

Bu ihtiyaçların tam olarak anlaşılabilmesi için biraz detaylandıracağım.

Belli bir süre yemezsek, içmezsek, uyumazsak, yeterince ısınmazsak ölüyoruz.

Yani bunlar hakikaten temel ihtiyaçlar.

Ve fark ettiyseniz, hepsi döngüsel:
🔄 Yiyoruz, içiyoruz, dışkılıyoruz, uyuyoruz, uyanıyoruz, tekrar ediyoruz.

Bunu her zaman büyüleyici bulmuşumdur.

Kâinatın işleyiş şekli ile (gezegenlerin sürekli birbirinin çekim alanında dönmesi, Dünya’nın Güneş’in etrafında dönmesi, gece-gündüz döngüsü, mevsimlerin oluşması vs.) insanın işleyiş şekli benzer bir şekilde döngüsel.


Bilinç ve Döngüler

Çoğu döngümüzü kendimiz kontrol etmiyoruz.

(Zaten başka çaremiz olmadığı için yeme, içme, uyuma gibi döngülere mecburen maruz kalıyoruz.)

Peki bilincimiz ve bilinçaltımız, farkında bile olmadığımız döngülere boyun eğiyorsa?

Bu soruyu irdelemek için insanı bir makine gibi ele alalım ve bu makineyi evren ve var olan makinelerle karşılaştırarak bir sonuca varmaya çalışalım.

Örneğin: Bir araba ile karşılaştıralım.

  • Araba bir enerji kaynağına ihtiyaç duyar (benzin, mazot, elektrik vb.).
  • Bunu insandaki yemek yeme, su içme, nefes alma, uyuma gibi ihtiyaçlara eşleyelim.
  • Araba bu enerjiyi yakıta çevirir, belli bir mesafe gider.
  • Benzini biter, tekrar alınır, döngü devam eder.
  • İnsan da beynini kullanır, iş yapar, para kazanır, hayatta kalır ve döngü devam eder.

Fakat insan, bir makineden çok daha fazlasıdır.

Yine de makine gibi, kontrollü veya kontrolsüz döngülerle çalışır.


Düşüncelerimiz Gerçekliğimizi Şekillendirir

Mevlâna’nın şu sözünü hatırlayalım:

"Ey kardeşim! Sen ancak fikir ve düşünceden ibaretsin. Ondan başka neyin varsa, kemiktir, ettir; ki o, hayvanda da vardır. Gül düşünürsen gül bahçesi, diken düşünürsen dikenlik olursun."

Bu söz tek bir düşünceyi değil, düşünce döngülerimizi anlatıyor.

Yani, bilinçaltımıza yaptığımız her telkin, dünyayı algılayış biçimimizi şekillendiriyor. Ancak unutulmamalı ki, tek başına düşünce yeterli değil; bilinçli eylemle desteklenmeli.

Bu fikri o kadar benimsedim ki, birkaç yıl önce hayat felsefemi koluma dövme yaptırdım.

Dövmenin ana fikri şuydu:

"Sen evreni yaratırsın, evren de seni yaratır."

Ancak bu noktada önemli bir soru var: Peki ya evreni yanlış bir şekilde yaratıyorsak?


Çocukluk Travmaları ve Döngüsel Davranışlar

Hepimiz çocuklukta öğrendiğimiz bazı düşünce kalıpları ve duygusal tepkilerle büyüyoruz. Ancak bazen, çocukken yaşadığımız travmalar ya da olumsuz deneyimler, farkında olmadan hayatımızda tekrar eden döngüler yaratabiliyor.

Örneğin:

  • Sevgi görmeden büyüyen biri, ileriki yaşamında sevgiyi hak etmediğini sanabilir. Bu yüzden yanlış ilişkileri sürdürebilir ya da yakınlaşmaktan kaçınabilir.
  • Küçük yaşta eleştirilen bir çocuk, ileride kendi fikirlerini ifade etmekten çekinebilir. Bu da onu iş ve sosyal hayatta daha içe kapanık bir birey haline getirebilir.
  • Değersiz hissettirilen bir birey, sürekli kendini kanıtlama çabasında olabilir ve bu tükenmişliğe yol açabilir.

Ve en kötüsü, bunları karakterimiz sanırız.

"Ben böyleyim." deriz. "Kaderim böyle." deriz. Halbuki belki de sadece geçmişte öğrendiğimiz, otomatik hale gelen bir döngünün içinde sıkışmışızdır.

Peki Döngülerimizi Fark Edip Dönüştürürsek Ne Olur?

Eğer yaşadığımız döngüleri fark edersek, onları değiştirme gücünü de elde ederiz.

  • Sevgiyi hak etmediğini sanan biri, kendi değerini keşfettiğinde sağlıklı ilişkiler kurabilir.
  • Eleştiriden korkan biri, kendi sesini bulduğunda özgürleşebilir.
  • Değersiz hissettirilmiş biri, kendi değerini fark ettiğinde bambaşka bir hayat yaratabilir.

Böylece, kişi sadece geçmişin bir yansıması olmaktan çıkar ve kendini yeniden inşa etmeye başlar.

İşte bu yüzden, kim olduğumuzu düşünürken geçmişimize ve döngülerimize dikkat etmeliyiz. Eğer dönüşüme açık olursak, her yeni farkındalıkla birlikte yepyeni bir insan olabiliriz.

Bu farkındalık bir kez kazanıldığında, sadece bizi değil, çevremizdeki insanları da değiştirir. Çünkü dönüşen bir zihin, yeni bir gerçeklik yaratır.

Ve işte o zaman, gerçek anlamda gelişmeye ve evreni yeniden yaratmaya başlarız.


Özetle: Bilinçaltımızı Nasıl Yönetebiliriz?

  • Farkındalığımızı artırmalıyız.
  • Kendi döngülerimizi kontrol altına almalıyız.
  • Bilinçaltımızı çöplük gibi değil, düzenli bir kütüphane gibi tutmalıyız.

Bilinçaltını olumlu yönde etkilemek için bazı yöntemler:

Olumlamalar – Pozitif cümleleri tekrar ederek zihinsel çerçevenizi değiştirebilirsiniz.
Görselleştirme – Hedeflerinize ulaşmış gibi hayal kurmak beyninizde motivasyonu artırabilir.
Meditasyon ve Farkındalık – Bilinçdışı süreçlerinizi gözlemleyerek düşüncelerinizi yönetebilirsiniz.
Yeni Alışkanlıklar Geliştirme – Belirli bir davranışı tekrar ederek otomatik hale getirebilirsiniz.

🚀 Bir sonraki yazımda Döngüler konusuna değineceğim. O zamana kadar görüşmek üzere!

You've successfully subscribed to Cenk Ebret Personal Website
Great! Next, complete checkout to get full access to all premium content.
Error! Could not sign up. invalid link.
Welcome back! You've successfully signed in.
Error! Could not sign in. Please try again.
Success! Your account is fully activated, you now have access to all content.
Error! Stripe checkout failed.
Success! Your billing info is updated.
Error! Billing info update failed.