Hayat zordur; kimimiz bu zorluklar karşısında yıkılırken, kimimiz güçlenerek yoluna devam eder.
İki tip insan var:
Birine en ufak bir eleştiri yapıldığında yıkılır, bir hata yaptığında kendinden nefret eder, başına bir olumsuzluk geldiğinde dünyası başına yıkılır.
Diğeri ise eleştirileri olumlu karşılar, mantık süzgecinden geçirir; mantıklı bulursa kendini geliştirir, bulmazsa umursamaz. Başına gelen kötü şeyleri nasıl iyiye evirebileceğine kafa yorar, her olumsuzluktan bir güçlenme ile çıkmayı başarır.
Bu iki tip insan benzer durumlar yaşamasına rağmen biri daha güçlenir, diğeri ise daha da kırılgan hale gelir.
İyi de nasıl oluyor? Bunun sebebi ne olabilir?
Hepimiz hayatımızda zor zamanlardan geçtik. Kimimiz bunları kolay atlatırken, kimimiz derin izler bıraktığını fark ettik. Peki bu fark neden kaynaklanıyor?
Bu yazıda, duygusal zekanın zihinsel dayanıklılıkla nasıl bağlantılı olduğunu, bu becerileri nasıl geliştirebileceğimizi ve zor durumlarla başa çıkma yollarını ele alacağım.
⸻
Konunun Felsefi ve Bilimsel Arka Planı
Felsefi Perspektif
Stoacılar (Marcus Aurelius, Epiktetos):
Dış olayları kontrol edemeyiz ama onlara nasıl tepki vereceğimizi kontrol edebiliriz.
Buddha’nın Duygusal Denge Anlayışı:
Acı kaçınılmazdır, ancak acıya verdiğimiz tepki bizim seçimimizdir.
Bilimsel Yaklaşım
Daniel Goleman’ın Duygusal Zeka Teorisi:
• Öz-farkındalık: Herhangi bir duyguyu yaşadığımızda, o duygunun farkına varmak ve tepki vermeden önce neden yaşadığımızı anlamaya çalışmak.
• Öz-regülasyon: Tepkilerimizi, farkındalıkla ve yapıcı biçimde yönetmek.
• Empati: Kendimizi doğru anladıktan sonra, başkalarını da doğru anlayabilmek.
• Motivasyon ve Sosyal Beceriler: Duygusal zekası yüksek olan insanların hayatta daha başarılı olduğunu fark etmek ve bu yönde gelişmeye açık olmak.
Beynin Duygusal Dayanıklılığı
Neuroplasticity sayesinde beynimiz yeni düşünce kalıpları geliştirebilir. Önceki yazılarda da belirttiğim gibi, düşünce döngülerimizi güçlü kalacağımız biçimde şekillendirirsek, otomatik tepkilerimiz de bu yönde değişir.
⸻
Limbik Sistem ve Stres
Stresle başa çıkmakta limbik sistem oldukça önemli bir rol oynar. Çünkü bu sistem duygular, hafıza, motivasyon ve hayatta kalma tepkileriyle ilgilidir.
İşte limbik sistemin stresle nasıl çalıştığına dair kısa bir özet:
1. Amigdala: Tehdit algısını değerlendirir, “savaş ya da kaç” tepkisini başlatır.
2. Hipotalamus: Kortizol salgılatır; bu kısa vadede faydalı, uzun vadede zararlı olabilir.
3. Hippokampus: Geçmiş deneyimlerden ders çıkarır. Aşırı stres altında zarar görebilir.
4. Prefrontal Korteks: Duygusal tepkileri değerlendirip düzenleyerek daha mantıklı kararlar almamızı sağlar.
Özetle:
Limbik sistem hayatta kalmaya odaklıdır, hızlı ve ilkel çalışır. Ancak bilinçli kararlarla desteklenmezse bizi stresin esiri yapabilir. Prefrontal korteksi devreye alarak daha bilinçli tepkiler geliştirebiliriz.
⸻
Modern Dünyanın Tetikleyicileri
Maalesef modern dünyada her şey duygularımıza yönelik bizi tetikleyecek unsurlarla dolu. Sosyal medyada en fazla etkileşimi genellikle canımızı sıkan, stres verici içeriklerle kurarız. Bu da platformların bize benzer içerikleri tekrar tekrar sunmasına neden olur. Sonunda bir stres baloncuğunun içine sıkışır, stres bağımlısı haline geliriz.
Hele ki Türkiye gibi, insanların ve doğanın sürekli mağdur olduğu gündemlerle dolu bir ülkede, bu döngüden çıkmak daha da zorlaşır.
Bu durum bizi, farkında olmadan duygularını yönetemeyen, manipülasyona açık, sürekli tüketmeye meyilli bireyler haline getiriyor.
Sizce de öyle değil mi? Peki buna bir dur demenin vakti sizce de gelmedi mi?
⸻
Dayanıklılığı Güçlendirme Yolları
Kendinize şu soruları sorun:
• Küçük stres faktörlerine bile büyük tepki veriyor musunuz?
• Hayal kırıklıkları karşısında hemen pes ediyor musunuz?
• Zor zamanlardan sonra toparlanmakta zorluk mu yaşıyorsunuz?
Eğer cevabınız “evet” ise, duygusal zekanızı ve zihinsel dayanıklılığınızı güçlendirmek için şunları deneyebilirsiniz:
1. Öz-farkındalık kazanın: Duygularınızı ve tetikleyicilerinizi tanıyın.
2. Duygusal regülasyon becerileri geliştirin: Her zorluk bir şey öğretir; bu öğrenimi fark edin.
3. Mindfulness uygulayın: Anda kalın, hislerinizi analiz edin.
4. Olumsuz düşünceleri yeniden çerçeveleyin: “Neden ben?” yerine “Ne öğrenebilirim?”
5. Sağlıklı alışkanlıklar edinin: Egzersiz, beslenme, uyku… Bunlar da zihinsel güç verir.
⸻
Gerçek Hayattan Bir Örnek
Bir süre önce yazılım mimarlığı eğitimi aldım ve sınava girmem gerekiyordu. Sınavı çalıştığım şirket karşılıyordu ve ben sorumluluk duygusuyla oldukça iyi hazırlanıp sınava girdim.
Geçemedim.
İlk tepkim, duygularımı analiz etmeden suçu dış faktörlere atmak oldu: “Herhalde şanssızlık, dikkatsizlik…” dedim. Hiç çalışmadan tekrar girdim. Tahmin edileceği gibi, sonuç yine başarısızlıktı. Ağlamaya başladım ve kendimi yine aynı duygusal girdabın içinde buldum.
Sonra bir dur dedim kendime. Egoya, hislere kapılmanın anlamı yoktu.
Daha önce bu sınava giren ve başarılı bir şekilde sınavı geçen arkadaşlara ulaştım, konuları birlikte gözden geçirdik. Bazı konuları yanlış anladığımı fark ettim. Eksiklerimi görünce, aslında iki kez kalmanın bana çok şey öğrettiğini fark ettim.
Bir sonraki denememde geçtim. Belki geç kalmış bir başarıydı ama daha sağlam ve bilinçli bir şekilde kazandığım bir zaferdi.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, bu tür başarısızlıkların beni zihinsel olarak nasıl güçlendirdiğini çok daha net görebiliyorum.
⸻
Sonuç
Duygusal zeka ve zihinsel dayanıklılık, geliştirilebilen becerilerdir. Hayatta ne yaşarsak yaşayalım, onlara nasıl tepki vereceğimiz bizim elimizde.
Ya zayıf yönlerimizi tekrar edip sorgulamayarak o zayıflığın benliğimiz haline gelmesine izin vereceğiz…
Ya da onları fark edip düzelterek kendi potansiyelimizin bir üst versiyonunu yaratacağız.
Peki siz hayatınızda duygusal zekanızı nasıl kullanıyorsunuz?
Zor bir durum yaşandığında nasıl tepki veriyor, nasıl üstesinden geliyorsunuz?
⸻
Bu konunun devamında, bilinçli farkındalık (mindfulness) tekniklerinin zihinsel dayanıklılığı nasıl artırdığını ele alacağım.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.
Sevgiyle.