As children, our parents constantly warn us. "Don't touch the stove, your hand will burn." "Don't go there, it's dangerous." "Don't do it, you'll regret it."
We hear these things. We nod our heads.
Çocukken ebeveynlerimiz bize sürekli uyarılar yapar. "Sobaya dokunma, elin yanar." "Oraya gitme, tehlikeli." "Bunu yapma, pişman olursun."
Bunları duyarız. Başımızı sallarız. Ve sonra gidip neyi yapma diyorlarsa onu yaparız. E normal, çocuğuz, öğreneceğiz.
Çünkü söylenen şey öğrenmemiz için yetmez, deneyimlemeden gerçekten ne olacağını bilemeyiz.
There are times when a problem, a thought, enters our mind in such a way that it haunts us relentlessly.
At some point we realize it and make an effort not to think about it, but in vain, it finds a way back. For me, it usually happens just before
Bazı zaman olur ki, bir problem, bir düşünce aklımıza öyle bir giriş yapar ki, dur durak bilmeksizin aklımızı kurcalar durur.
Bir noktada bunun farkına varıp düşünmemek için çaba sarf etsek de nafile, o bir yolunu bulup geri döner. Bana bu genelde tam uyumak için yatağa girip uyumadan önceki süreçte olur.
There are days when we meet with our favorite friends, play games and have good conversations.
Sometimes when everything is going well, an argument flares up, sometimes it is sparked by us, sometimes by a friend. We were sitting there having a nice conversation and we think, "Where did
Gün olur, sevdiğimiz arkadaşlarımızla buluşur, oyunlar oynar, güzel muhabbetler ederiz.
Bazen her şey güzel giderken bir tartışma alevlenir, bu alev bazen bizden, bazen bir arkadaşımızdan bulur kıvılcımını. Yahu güzel güzel oturuyorduk nereden çıktı bu tartışma şimdi diye düşünürüz. Bu olay bizim başımıza da bir arkadaşımızın başına da gelse tartışmadan hafif
In the last article, we talked about how our environment tries to keep us the way we were when we were changing, and
how the gaze of others restricts our freedom. We became aware, we set boundaries, we mourned some relationships.
But while we were doing this, we couldn'
Geçen yazıda, değişirken çevremizin bizi eski halimizde tutmaya çalışmasından, başkalarının bakışının özgürlüğümüzü nasıl kısıtladığından bahsetmiştik. Farkındalık oluştu, sınırlar koyduk, bazı ilişkilere yas tuttuk.
Ama bunu yaparken şu soruyu da kendimize sormadan edemedik: Bu kadar değişince, ben hâlâ ben olarak kalabilecek miyim?
Bir an için şunu düşündüm: Eğer "eski ben&
11 dk okumaGenel
Bültene abone ol
Güncel kalın! Tüm son yazıları doğrudan gelen kutunuza alın.